4 Kasım 2010 Perşembe

Güzel Blog Ödülü


Sevgili http://reyhanlahersey.blogspot.com/ beni bu ödüle layık görmüş kendisine çok çok teşekkür ediyorum. Tabi birde bunun her ödül gibi kuralları var ama hangi arkaşıma baksam herkes ödülü kapmış bile, sanırım biraz geç kaldım. Bende bu ödülü almayan arkadaşlarıma göndermek istiyorum...

25 Ekim 2010 Pazartesi

Alacaranlık Serisi Özel Set (4 Kitap)



Kitabın Tanıtımı

Üç şeyden emindim. Birincisi Edward bir vampirdi. İkincisi, ne kadar baskın olduğunu bilemesem de onun bu vampir yanı kanıma susamıştı. Üçüncüsü ise, koşulsuz ve geri dönülemez bir şekilde ona aşık olmuştum.

Isabella Swan Washington'ın, yağmurun hiç dinmediği küçük kasabası Forks'a taşınır. Bu şimdiye kadar aldığı en sıkıcı karar gibi görünmektedir. Fakat gizemli ve çekici Edward'la tanışması hayatını heyecanlı ve tüyler ürpertici bir hâle sokar. Edward şimdiye kadar, içinde yaşadığı küçük toplulukta vampir kimliğini saklayabilmiştir. Ancak artık kimse güvende değildir, özellikle Edward'ın en çok değer verdiği insan olan Isabella... İki sevgili kendilerini tutku ve tehlike arasında dengede duran bir bıçağın en keskin noktasında bulur.


Alacakaranlık içgüdülerimize meydan okumakla tutkularımızı tatmin etme boyun isteği arasındaki çatışmayı sorgulayan etkileyici bir kitap



































Bu kitapları ne zamandır istiyordum. Dolaşmaya çıktığımız zaman bir kitap sergisine rastladık şöyle bir bakalım derken bu kitaplara rastladım o kadar çok sevindimki çok sevdiği oyuncağı kaybedip tekrar bulmuş bir çocuk gibiydim desem yeridir yani... Kitapların üzerinde fiyatları vardı ama her kitabın %20 indirimi de vardı. Hesaplattık 35 TL tuttu, net.teki set fiyatından çok çok iyi bir fiyattı bu; alsam mı almasam mı derken parasını ödemiş kitapçıdan çıkmıştık bile... Tam bilemiyorum ama seri 4 kitapla sınırlı değil sanırım 5. ve 6. kitapla ilgili net.te farklı açıklamalar var, onlarıda bulursam almak istiyorum. Bazı yerde 10 kitaplık olduğu bile yazıyor.

Aslında serinin filme uyarlanmış olan 3 bölümü izlemiştim ama yinede okumanın keyfi bir başka oluyor. Şimdi ilk kitap olan alacakaranlık adlı kitabı bitirdim seyrettiğim filmiyle aynı olan ve farklı olan yerlerini karşılaştırıyorum. Zaten yaralı ceylan gibi etrafta dolaştığım için kimse bana iş yaptırmıyor bende bu fırsattan istifade ederek ilk kitabımı bitirmiş durumdayım. Bu arada biopsi sonucum temiz çıktı bu perşembe de dikişlerim alınıyor ertesi günde evime geri dönerim sanırım...


Kitabı almayı düşünenler buradaki yorumlara bakarak fikir edinebilirler.
Ama bence okunması gereken kitaplar arasında yer alıyor. Okurken bile zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bazen çocuklar araya giriyor kendimi en heyecanlı yerde reklamlara girmiş filmi seyreder gibi hissediyorum... :)))

23 Ekim 2010 Cumartesi

Yüzüklerinizi Fularınızı Sabitlemek için Kullanın

Parmaklarınıza taktığınız yüzüğü amacı dışında nerelerde kullanabiliriz?
Mesala ben fularlarımı boynumda sabitlemek için kullanıyorum :))



Aslında üstteki ve altaki fular değil annemin gençliğinden kalma eşarpları, sandığı açtığı zaman kapmıştım dokusu ve renkleri çok hoşuma gittiği için fular olarak boynuma dolarım ben bunları dedim. Ama yukarıda ilk fotoğrafta olduğu gibi kenarları açık kalınca üzerimden montumu çıkardığım zaman hep kayma yapıyordu ilk önce broş kullanırım dedim ama kumaşın dokusunu bozar diye vazgeçtim. Kenarda kalan iki parçayı birleştirip yüzüğü geçirdim yüzük düşmesin diye de altına düğüm attım, böylece fular boynumdan kayıp şekli bozulmuyor hemde daha estetik bir görünümü oluyor.

Kıyafetime göre fular takıyorum, takılarımın rengine göre de fulara yüzük takıyorum. Görenler yüzük olduğunu söylemeden de anlamıyorlar zaten, herkes bu farklı broşları bu kadar çok nereden bulduğumu soruyor :))

Bu ise annemin fuları hiç kullanmamış... Bunun da eşarplar gibi 30 senelik mazisi var anlayacağınız, sandık beklemekten bıkmış garibim artık benim boynumda yeni dünyayı tanımak için bakınıyor...

Sizde benim gibi fularlarınızın kaymasından şikayetçi iseniz yüzük tekniğini kullanın derim...
Ve birde böyle kare şeklindeki fularlarınızın kaynasını nasıl önlüyorsunuz tekniğinizi paylaşırsanız sevinirim...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Sağlık Problemim de Son Durum ve Teşekkür Yazısı...

Geçmiş olsun dilekleri için bloğuma yorum yapan, mail gönderen, telefon eden herkese çok çok teşekkür ediyorum. Sağlık durumun şuan için iyi gidiyor, dün ufak bir ameliyat geçiçerek problemli bölgenin tamamını aldılar ve patolojiye gönderdiler. Cuma günü sonuç çıkacakmış doktorlar içiniz rahat olsun görüntüsünde bir problem yok dediler ama insan temiz sonucunu görmeden içi rahat olmuyor tabi...

10 gün daha İstanbul'dayım 29 ekimde dikişlerim alınacak. Ben sağlık problemim için GOP hastanesine başvuru yapmıştım. Burada benimle ilgilenen
Dermatoloji- Uz. Dr. Filiz Altıoğlu Çiğ'e, cilt problemimi danışıp gün içinde geri dönen Ankara'da ki hocası Prof.Dr. Rana Anadolu'ya ve ilk başvuru yaptığım bölümün Dr.larından biri olup ameliyatımı gerçekleştirerek bizi bilgilendiren Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahı Op. Dr. Fatih Kabakaş'a çok çok teşekkür ediyorum...

Ben GOP hastanesinden ve beni muayene eden doktorlardan çok çok memnun kaldım. Şimdiye kadar gittiğim hastaneler de hastasıyla bu kadar çok ilgilenen doktorlarla karşılaşmamıştım haliyle bu beni hem şaşırttı hem mutlu etti... Hastanenin diğer doktorları da eminim bu kadar ilgili davranıyordur. Kısacası ben çok memnun kaldım ve bu hastaneyi gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum...

Allah kimseye dermansız dert vermesin diyorum ve sağlıklı günler hatta yıllar diliyorum...

18 Ekim 2010 Pazartesi

Parfümünüzü Boynunuzda Taşıyın

Eee hep çanta içinde taşıyacak değiliz ya birazda boynumuzda taşıyalım değil mi :))
Bana göre değişik bir çalışma olmuş, ben çok beğendim. Gerçi bu kolyeyi yapmak için parfüm şişesinin taşıyabilecek kadar küçük olması gerekiyor yada açık parfüm alıp böyle küçük bir şişeye koydurmak gerek. Yapım aşamaları burada anlatılmış gayet basit bir çalışma.
Yapılışını görmek için buraya bakabilirsiniz...

16 Ekim 2010 Cumartesi

İki Esir / Lajos Zilahy --- Kitap Özeti

Harp dolayısı ile ayrılan mesut karı koca... Bundan sonra hayatlarına karışan erkek ve kadınlar... Zaman ve mesafe aşkı öldürebilir mi?


Kitabın tanıtım bölümünde sadece bu kadar yazayordu bu yazı bile adını hiç bilmediğim duymadığım bu kitabı almama yetti. Tabi fiyatının çok çookk uygun olması da "alıp oku beni" diyordu, sadece 5 tl... Peki neden bu kadar uygun? Efendim Gelibolu'da Serap Kitap evi diye bir kitapçı var iki katlı üst katında 2. el kitaplar satılıyor ben bu kitabı oradan aldım hatta son zamanlarda aldığım kitapların çoğu oradan ve 2. el diyebilirim.


Bu kitapta 1976 yılında basılmış, karton kapaklı ve eski kitap kokusu vardır bilirmisiniz benim için mis gibi kokar ve bu kitapta öyle kokuyor. Her açtığımda ilk önce kitabın kokusu sonra romanın heyecanı sarıyor insanı... Birde kitap ayracına gerek yok sayfada nerede kaldığını işaretlemek için kendi ayracı bulunuyor...
Bu kadar yeter özete geç diyebilirsiniz hemen geçiyorum şimdi :))


Kitap buram buram aşk kokuyor benim gibi duygusal insanların okuyabileceği tarzda yani Peter adındaki delikanlı ve Miette adındaki genç kızın aşkını anlatıyor. İlk önce tanışıyorlar sonra Peter.in sevgili olma çabaları ve en sonunda sevgili olup evleniyorlar ama daha birkaç aylık yeni evliyken 1. dünya savaşı çıkıyor. Ve Peter her erkek gibi orduya yazılıp savaşa katılıyor ilk önce birbirlerine devamlı mektup yazıyorlar sonra Peter esir düşüyor ve ülkesi Macaristan'dan çok çok uzak olan Sibirya köylerinden birine götürülürek esir düşüyor. Devamlı güzel karısını ve savaşın bittiği günü düşüyor bir arada kaçmayı planlıyor ama bu istediğini bir türlü gerçekleştiremiyor. Bu esir düştüğü günlerde ise kitapta devamlı Peter ve Miette.in kendi hayatlarından kesitler var, kimlerle tanışmışlar hayatları nasıl devam ediyor onu anlatıyor.

Peter karısına kavuşma arzusu ile kaçıyor ama yakanalıp geri getiriliyor. Miette çok güzel olduğu için ona karşı zaaf duyanların duygularıyla boğuşuyor Peter ise sürekli karısını ve onu aldatıp aldatmadığını düşünüyor. Ve bu düşüncesi bir gün gerçekleşiyor... Miette ayrılağa bu kadar fazla dayanamıyor ve kendini çok sevdiğini söyleyen birinin metresi olup çıkıyor... (Vay hain kadın!) Aşklarını hep gizli yaşıyorlar ve kocası birgün geri döndüğünde yine ona sadık bir kadın olarak kalacağını düşünüyor. Hayatı böyle devam ediyor Peter ise esir kaldığı köyün kilisesinde Zinaçka isimli bir kadın ile tanışıp onunla arkadaşlık kuruyor, ilk önceleri sadece arkadaşlar ama bu arkadaşlık eşinden ayrı düşmüş biri için ne kadar sürebilir... Savaş nedeni ile bütün postalar durmuş ve yeri geliyor mektuplar ellerine 1.5 sene sonra ulaşıyor bu kadar birbirinden uzak olan ve bağı kopuk insanların bir şekilde yaşama tutunması lazım. (Çok olaylar gelişiyor çook)

Ve 7 sene sonunda savaş bitiyor esirler evlerine doğru yol alıyor ama şu varki herkesin bavullarını hazırlayıp gideceği gün Peter hastalanıyor ve hastaneye yatırılmak zorunda kalıyor. Ve hastalanmadan önce Peter.e bir mektup gelmiştir bu mektupta sevgili karısının onu aldattığını ve adres bilgilerine varana kadar gelen mektubu okumaktatır. Bu dakikadan sonra Peter.i birçok düşünce kaplıyor acaba geri dönse mi yoksa burada tanığıdı ve onu çok seven Zinaçka ile kalıp evlense mi? ...

Evet... Buraya kadar anlatıyorum zaten anlatımın da kötüdür ya neyse...
Peter acaba hastalıktan kurtulup yaşıyor mu?
Yaşıyorsa karısına mı döndü yoksa onu çok seven Zinaçka'nın yanına mı gitti...
Miette'ye ne oldu?

Bütün bu sorunların cevabını merak edenler kitabı alıp okumalıdır diyorum...

Sağlık Sorunları Nedeniyle 1 Hafta Kadar Yokum


Bugün sağlık sorunları nedeniyle İstanbul'a gidiyorum. Çenemdeki ben.den ufak bir parça alınıp biopsi yapılacak sanırım, tam olarak bende bilemiyorum, doğrusunu dr. gidince öğrenmiş olacağım. Umarım her hangi bir aksilik çıkmaz... İnsan sonucunu bilmediği şeyden daha fazla korkuyor.

Neyse karamsar moda girmeyeyim diyerek (aslında daha fazla şey yazmak istiyorum) 1 hafta kadar bloğuma uğrayamayacağımı yazmak istedim. Ama yazın olduğu gibi boş kalmasın diyerek otomatik yayınlanacak üç tane post hazırladım. Konuların hepsinin saatini 10:00 olarak şekilde yayınladım. Bugün için kitap özeti, ayın 18.inde basit kolye yapımı ve 23.inde fularlarla ilgili yazı... Arada İstanbul'dayken net.e girip ses veririm :))

Şimdilik benden bu kadar 1 saat sonra yola çıkmış olacağız...
Herkese güzel ve sağlıklı günler diliyorum...

14 Ekim 2010 Perşembe

Çocuk Patiği ve Kalıbı

Bu patikleri geçen kış kızım için dikip bloğumda yayınlamıştım ama artık ayağına küçük geldikleri için tekrar yapmaya karar verdim ama kalıbını kaybetmişim çok şükür kalıbı aldığım linki bloğuma eklemişim ki yenisini çıkarma fırsatım olacak. Kış geldiği için sizde yapmak isterseniz diye tekrar konuyu güncelleyip hatırlatmak istedim.
Kızım için kullandığım kalıp burada... Kalıbı ayak ölçüsüne göre yapmak istersenizde buradaki çizelgeden faydalanabilirsiniz...



Benim linkini verdiğim patik kalıbı ile yapılmış şirin bir patik daha üsttelik üzerinde küçük bir led lamba yerleştirmişler. Yapım aşamalarıda verilmiş görmek için buraya bakabilirsiniz...



Birde birkaç patik modeline daha baktım... Eğer keçeden böyle bot tarzı model çalışmak isterseniz kalıbını buradan bulabilirsiz.




Bu keçe patiğin ise yapım aşamaları var, kalıbını bulamadım ama bakarak çıkarabilir derseniz o zaman buraya göz atın derim.